• Users Online: 128
  • Print this page
  • Email this page


 
 Table of Contents  
ORIGINAL ARTICLE
Year : 2020  |  Volume : 7  |  Issue : 2  |  Page : 52-60

Obsesif kompulsif bozukluǧa sahip hastalar ile saǧlıklı bireyler arasındaki aleksitimi düzey farklılıklarının karşılaştırılması; Comparison of alexithymia level differences associated with obsessive compulsive disorder patients and healthy people


1 Üsküdar Üniversitesi, Psikiyatri Birimi, İstanbul, Türkiye
2 Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Psikiyatri Kliniği, İstanbul, Türkiye
3 Malazgirt Devlet Hastanesi, Psikiyatri Birimi, Muş, Türkiye

Date of Web Publication16-Sep-2020

Correspondence Address:
Kumru Senyasar Meterelliyoz
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Psikiyatri Kliniği, İstanbul
Türkiye
Login to access the Email id

Source of Support: None, Conflict of Interest: None


DOI: 10.4103/JNBS.JNBS_7_20

Rights and Permissions
  Abstract 


ÖZET
Çalışmamızda OKB hastaları ile saǧlıklı bireylerin aleksitimi düzeyleri karşılaştırılıp aralarında anlamlı bir fark olup olmadıǧı incelenmiştir. Bununla birlikte kişilerin bazı sosyodemografik özelliklerinin de OKB ve aleksitimi düzeyleri üzerinde etkili olup olmadıǧı araştırılmıştır. Çalışmaya, İstanbul ilindeki Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi'nde tanı almış ve tedavileri halen devam eden, yaşları 18-45 aralıǧında olan 25'i kadın 15'i erkek olmak üzere 40 gönüllü OKB hastası ile İstanbul ilinde yaşayan rastgele seçilmiş, herhangi bir psikiyatrik tanısı bulunmayan, yaşları 18-45 aralıǧında olan 25'i kadın 15'i erkek olmak üzere 40 gönüllü saǧlıklı birey katılmıştır. Katılımcılar öncelikle çalışma ve kişisel bilgilerin gizliliǧi konusunda bilgilendirilmiştir. Araştırmada elde edilecek verileri toplamak amacıyla, 80 katılımcıya, “Sosyodemografik Veri Formu, Toronto Aleksitimi Ölçeǧi (TAÖ-20) ve Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeǧi ve Semptom Listesi (Y-BOCS)” uygulanmıştır. Bu ölçeklerden elde edilen veriler ise SSPS v. 21 (Statistical Package for Social Sciences) programı ile istatistiksel analize tabi tutulmuştur. Sürekli deǧişkenlerin normallik daǧılımı Skewness-Kurtosis deǧerlerinin -1.5 ve +1.5 aralıǧında oluşuna göre deǧerlendirilmiştir. OKB tanılı hastalarla saǧlıklı kontrollerin ölçeklerden aldıkları puanların karşılaştırılmasında baǧımsız örneklem t testi yürütülmüştür. Sosyodemografik deǧişkenler bakımından yürütülen gruplar arası karşılaştırmalarda baǧımsız örneklem Mann Whintey U testi yürütülmüştür. Ölçeklerden alınan puanlar arasındaki korelasyon deǧerleri ise puanların normal daǧılıyor olması nedeniyle Pearson korelasyon analizi ile yürütülmüştür. Yapılan çalışmanın sonuçlarına göre; OKB hastalarının aleksitimi düzeyleri saǧlıklı bireylerin aleksitimi düzeylerine göre anlamlı bir biçimde daha yüksek bulunmuştur. OKB hastalarının TAÖ-20'nin alt boyutları olan duygu ifadesinde zorluk puanları ile duygu tanımlamada zorluk puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur.
Anahtar kelimeler: Aleksitimi, obsesif kompulsif bozukluk, OKB

In this study, we compared the levels of alexithymia in healthy individuals with OCD patients and investigated whether there is a significant difference between them. Furthermore, some of the sociodemographic characteristics of the subjects were also examined to determine whether they had an effect on OCD and alexithymia levels. 40 volunteer OCD patients, 25 of whom were women and 15 men, aged 18-45 years, who were diagnosed at the NP Feneryolu Medical Center of Üsküdar University, Istanbul, and who were randomly selected and living in Istanbul, 40 volunteer healthy individuals, 25 of whom are women and 15 of whom are men and whose ages are between 18 and 45, are attended to this study. Participants were first informed about the privacy of work and personal information. “Sociodemographic Data Form, Toronto Alexithymia Scale (TAS-20) and Yale-Brown Obsessive Compulsive Scale and Symptom List (Y-BOCS)” were applied to all 80 participants in order to collect the data obtained in the study. The data obtained from these scales were subjected to statistical analysis with the SSPS v. 21 (Statistical Package for Social Sciences) program. The normality distribution of continuous variables was evaluated according to the occurrence of Skewness-Kurtosis values in the range of -1.5 and +1.5. An independent sample t-test was conducted to compare the scores of healthy controls and OCD patients. Independent sample Mann Whintey U test was performed among the groups in terms of demographic variables. Correlation values between the scores obtained from the scales were analyzed by Pearson correlation analysis because the scores were normally distributed. According to the results of this study; a significant difference was found between the levels of alexithymia of healthy individuals and OCD patients. The levels of alexithymia in OCD patients were significantly higher than those of healthy individuals. Apart from this, there was a significant positive correlation between the difficulty describing feelings scores of OCD patients and the their difficulty identifying feelings scores of the TAS-20 subscales. In addition, a number of suggestions have been added in order to make contribution to the literature of this research which is also included in similar studies.

Keywords: Keywords: Alexithymia, obsessive compulsive disorder, OCD


How to cite this article:
Uslu U, Erensoy H, Meterelliyoz KS, Aytaç HM, Berkol TD. Obsesif kompulsif bozukluǧa sahip hastalar ile saǧlıklı bireyler arasındaki aleksitimi düzey farklılıklarının karşılaştırılması; Comparison of alexithymia level differences associated with obsessive compulsive disorder patients and healthy people. J Neurobehav Sci 2020;7:52-60

How to cite this URL:
Uslu U, Erensoy H, Meterelliyoz KS, Aytaç HM, Berkol TD. Obsesif kompulsif bozukluǧa sahip hastalar ile saǧlıklı bireyler arasındaki aleksitimi düzey farklılıklarının karşılaştırılması; Comparison of alexithymia level differences associated with obsessive compulsive disorder patients and healthy people. J Neurobehav Sci [serial online] 2020 [cited 2020 Oct 26];7:52-60. Available from: http://www.jnbsjournal.com/text.asp?2020/7/2/52/295160




  Giriş Top


İnsanın en önemli özelliklerinden biri düşündüklerini ve hissettiklerini sözel ifade edebilişi ve diǧer kişilerle iletişim kurabilmesidir. Bazı kişiler duyguları fark edebilmek ve onları ifade etme konusunda sorun yaşayabilirler. Kişiler arası iletişimde duyguların farkedilmesi ve söze dökülebilmesi saǧlıklı iletişim için önemlidir (Koçak, 2002).

Aleksitimi kişinin duyguları tanımasında ve ifade edilmesinde zorluk olarak tanımlanmıştır (Sifneos ve ark., 1977). Aleksitimik kişiler duyguları farketmede yaşadıkları güçlükten dolayı duygu ve düşünceleri arasında baǧ kurmakta zorlanabildikleri belirtilmiştir (Sifneos ve ark., 1988). Aleksitimi çeşitli psikiyatrik hastalıklara sıklıkla ilişkili bulunmuştur (Fogley ve ark., 2017).

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) kişiyi rahatsız eden zihne istem dışı gelen düşünce imaj ve veya dürtülerle ile bu sıkıntı hissi ve rahatsızlıktan kurtulmak amacıyla yapılan tekrarlayan davranışsal veya zihinsel süreçler ile karakterize bir bozukluktur (Association, 2013).

OKB'de istemdışı gelen düşünce ya da imajdan çok kişinin bu duruma atfettiǧi deǧer ve yorumun kişiyi sıkıntıyı uǧrattıǧı belirtilmektedir (Beck ve ark., 1985). OKB'nin oluşumunda ve sürmesinde duygu düzenleme sürecinde yaşanan zorluklar ön plana çıktıǧı düşünülmektedir (Kring & Sloan, 2009).

De Berardis ve ark. (2005), 112 OKB hastası ile yapmış oldukları çalışmada, obsesif kompulsif bozuklukta aleksitiminin %20 ile 40 arasında görülebileceǧini ve iç görü azlıǧı ile ilişkili olduǧunu belirtmişlerdir. Grabe ve ark. (2006), obsesif kompulsif bozuklukta aleksitimi düzeyini incelemek için bir aile çalışması yapmışlardır. Bunun için Alman olan OKB'ye sahip 82 vaka ve 169 birinci dereceden akraba ile 76 saǧlıklı kontrol grubu bireyleri ve 144 birinci dereceden akrabanın verilerini karşılaştırmışlardır. Çalışmanın bulgularına göre ise, aleksitimi düzeylerinin aileler üzerindeki OKB risk faktörünü yansıtmadıǧı sonucu çıkmıştır. Ancak buna raǧmen OKB ve aleksitimi düzey ilişkisine bakıldıǧında OKB'nin yüksek aleksitimi düzeyi ile anlamlı bir biçimde ilişkili olduǧu belirlenmiştir (Grabe ve ark., 2006).

Literatür incelemeleri sonucunda özellikle Türkiye içinde aleksitimi ve obsesif kompulsif bozukluk ilişkisi ile doǧrudan ilgili çok fazla çalışma yapılmadıǧı görülmüştür. Bu nedenle bu çalışmada saǧlıklı kontrol grubu da kullanılarak OKB ile aleksitimi düzey ilişkisinin literatüre katkısı amaçlanmıştır.


  Yöntem Top


Çalışmamızın amacı OKB hastaları ve saǧlıklı bireylerin Yale-Brown ölçeǧindeki skorlarını göz önünde bulundurarak, bu iki gruptaki bireylerin Toronto Aleksitimi Ölçeǧi sonuçlarına göre aleksitimi skorlarını karşılaştırıp ilişki olup olmadıǧını incelemektir. Üsküdar Üniversitesinden 25.04.2018 tarihinde 588 numara ile alınan etik kurul onamı sonrasında çalışmaya başlanmıştır.

İstanbul'daki Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi'nde tanı almış 18-45 yaş aralıǧında çalışmaya gönüllü olmuş OKB tanısı ile izlenen ve tedaviye devam eden gönüllü katılımcılar ve “random” yöntemiyle seçilmiş olan, İstanbul'da yaşayan, 18-45 yaş aralıǧındaki çalışmaya katılımda gönüllü psikiyatrik hastalıǧı olmayan katılımcılar çalışmaya dahil edilmiştir.

Bu araştırmada veri toplamak amacı ile örneklemdeki kişilere uygulanmak adına, “Sosyodemografik Veri Formu”, “Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeǧi (Y-BOCS)” ve “Toronto Aleksitimi Ölçeǧi (TAÖ-20)” kullanılmıştır.

Sosyodemografik Veri Formu: Kişisel bilgileri elde etmek amacıyla araştırmacılar tarafından hazırlanmış, 18 soruluk bir formdur. Bu form sayesinde araştırmaya katılan bireylerin yaşları, medeni durumları, çocuk sahibi olma durumları, gelir düzeyleri, meslekleri, varsa kronik hastalıkları, yaşadıkları yer ve yetiştirilme biçimleri ile ilgili temel bilgiler edinilmiştir.

Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeǧi ve Semptom Listesi (Y-BOCS): Y-BOCS, OKB belirtileri olan hastalardaki obsesyonların ve kompulsiyonların çeşitlerini ve derecesini ölçmek amacı ile kullanılan bir ölçektir. Toplam 19 maddesi vardır. Bunlardan ilk 5'i obsesyonları, sonraki 5'i ise kompulsiyonları ölçüyor olup geriye kalan 9 madde ölçeǧi uygulayan uzman tarafından yapılmaktadır. Ölçeǧin toplam puanını ilk 10 maddenin toplamı belirler (Goodman ve ark., 1989). Bu ölçeǧe dair yapılmış olan geçerlilik ve güvenilirlik çalışmasının Türkçe versiyonu 1995 yılında Tek ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilmiştir (Tek ve ark., 1995).

Toronto Aleksitimi Ölçeǧi (TAÖ-20): Toronto Aleksitimi Ölçeǧi (TAÖ), ilk olarak 1985 senesinde, Taylor ve ark. (1985) tarafından, kişilerde aleksitimik özellikler olup olmadıǧını tespit etmek için tasarlanmıştır. 26 maddeden ve 4 faktörden oluşmuş olan bu ilk versiyonu ayrıca 4 alt kapsamdan meydana gelmiştir.

Sonrasında yapılan çeşitli çalışmalar doǧrultusunda oluşturulan deǧişiklikler sonucu ölçek 26 maddeden 20 maddeye, 4 alt kapsamdan 3 alt kapsama dönüştürülüp sadeleştirilmiş ve ismi de TAÖ-20 olarak Bagby ve arkadaşları tarafından 1994 yılında deǧiştirilmiştir (Bagby ve ark., 1994 a, b; Taylor ve ark., 1985).

Toronto Aleksitimi Ölçeǧi (TAÖ-20)'nin Türkçe diline olan uyarlanmasını Güleç ve arkadaşları gerçekleştirmişlerdir (Güleç & Köse, 2009).

İstatistiksel Analiz

Araştırmada elde edilen veriler SPSS v. 21 (Statistical Package for Social Sciences) programı ile istatistiksel analize tabi tutulmuştur. Sürekli deǧişkenlerin normallik daǧılımı Tabachnick ve Fidel'in önerdiǧi gibi Skewness-Kurtosis deǧerlerinin -1.5 ve +1.5 aralıǧında oluşuna göre deǧerlendirilmiş olup katılımcıların Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeǧi ve Semptom Kontrol Listesinden aldıkları puanlarla Toronto Aleksitimi Ölçeǧinden aldıkları puanların normal daǧılım gösterdiǧi tespit edilmiştir (Tabachnick & Fidell, 2013). Bu nedenle OKB tanılı hastalarla saǧlıklı kontrollerin ölçeklerden aldıkları puanların karşılaştırılmasında baǧımsız örneklem t testi yürütülmüştür. OKB tanılı hastaların ve kontrol grubunun sosyodemografik özelikleri bakımından daǧılımları ve kategoriye düşen katılımcı sayısının az olması nedeniyle, sosyodemografik deǧişkenler bakımından yürütülen gruplar arası karşılaştırmalarda baǧımsız örneklem Mann Whintey U testi yürütülmüştür. Ölçeklerden alınan puanlar arasındaki korelasyon deǧerleri ise puanların normal daǧılıyor olması nedeniyle Pearson korelasyon analizi ile uygulanmıştır.


  Bulgular Top


Araştırmanın örneklemi yaşları 18-45 arasında deǧişen n = 40 OKB tanılı hastalar (yaş ort = 30.30; ss = 8.812) ve n = 40 saǧlıklı kontrol grubu (yaş ort = 30.90; ss = 7.407) olmak üzere, toplamda n = 80 katılımcıdan (yaş ort = 30.60; ss = 8.094) oluşmaktadır.

OKB Tanılı Hastalarla Saǧlıklı Kontrollerin Sosyodemografik Özelliklerine İlişkin Bulgular

OKB tanılı hastalarla saǧlıklı kontrollerin cinsiyetlere daǧılımları birbirlerine eşittir. OKB tanılı hastaların %62.5'i kadın ve %37.5'i erkektir. Aynı şekilde saǧlıklı kontrollerin %62.5'i kadın ve %37.5'i erkektir.

Kadın katılımcıların yaş ortalaması 30.54 (ss = 8.700), erkek katılımcıların yaş ortalaması 30.70 (ss = 7.111) olup, toplamda katılımcıların yaş ortalamaları 30.60 (ss = 8.094) bulunmuştur. OKB tanılı hastaların yaş ortalaması 30.30 (ss = 8.812) ve saǧlıklı kontrollerin yaş ortalaması 30.90 (ss = 7.407) olup, toplamda katılımcıların yaş ortalamaları 30.60 (ss = 8.094) bulunmuştur.

OKB tanılı bireylerin %30'u evli, %70'i bekardır. Saǧlıklı kontrollerin %27.5'i evli, %65'i bekar ve %7.5'i boşanmıştır. OKB tanılı bireyler ile saǧlıklı kontrollerin cinsiyet, medeni durum, eǧitim durumu, birlikte yaşadıkları kişiler, çocuk varlıǧı, gelir durumu ve çalışma süresi açısından gruplar arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p > 0.05).

OKB tanılı hastalarla saǧlıklı kontrollerin çalışma durumu daǧılımları arasında anlamlı fark bulunmuştur (p < 0.05). Saǧlıklı kontrollerin %67.5'i bir işte çalışırken, OKB tanılı bireylerin %42.5'i bir işte çalışmaktadır. Bulgular [Tablo 1]'de gösterilmiştir.
Tablo 1: OKB Tanili Hastalarla Saglikli Kontrollerin Sosyodemografik Özelliklerine Iliskin Frekans Dagilimlari, Yüzdelikleri ve Ki-Kare Bulgulari

Click here to view


OKB Tanılı Hastalarla Saǧlıklı Kontrollerin OKB Belirtileri ve Aleksitimi Düzeyleri Bakımından Karşılaştırılması

OKB tanılı kişiler ile saǧlıklı kontrollerin Yale-Brown Kompulsiyon Ölçeǧi ve Semptom Kontrol Listesinden (Y-BOCS) aldıkları ortalama puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur [t = 20.716; p=0.000]. OKB tanılı bireylerin Y-BOCS puan ortalamaları (ort = 23.75) saǧlıklı kontrollerin ortalamalarından (ort = 4.40) anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p < 0.05).

OKB grubu ile saǧlıklı kontrol grubunu Toronto Aleksitimi Ölçeǧinden aldıkları toplam puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde fark bulunmuştur (p < 0.05). OKB tanılı hastaların aleksitimi ortalamaları (ort = 57.30) saǧlıklı kontrollerin ortalamalarından (ort = 50.90) anlamlı şekilde yüksektir (p < 0.05).

OKB tanılı hastalarla saǧlıklı kontrollerin Toronto Aleksitimi Ölçeǧin Duygu İfadesinde Zorluk ve Duygu Tanımlamada Zorluk alt ölçeǧinden aldıkları ortalama puanlar arasında anlamlı fark bulunmuş ve OKB grubundan daha yüksek saptanmıştır (p < 0.05). OKB tanılı hastalarla saǧlıklı kontrollerin Toronto Aleksitimi Ölçeǧin Dışarıdan Yönlendirilmiş Düşünme alt ölçeǧinden aldıkları ortalama puanlar arasında anlamlı fark bulunmamıştır. (p > 0.05). OKB ve saǧlıklı kontrol grubunun ölçek puanları açısından deǧerlendirilmesi [Tablo 2]'de verilmiştir.
Tablo 2: OKB Tanılı Bireyler İle Sağlıklı Kontrollerin Klinik Ölçeklerden Aldıkları Ortalama Puanlar, Standart Sapmalar ve T Testi Bulguları

Click here to view


OKB Tanılı Hastalarla Saǧlıklı Kontrollerin OKB Belirtileri ve Aleksitimi Düzeylerinin Sosyodemografik Deǧişkenler Bakımından Karşılaştırılması

OKB tanılı bireylerin cinsiyetlerine göre Y-BOCS ortalama puanları arasında anlamlı fark bulunmuştur (p < 0.05). OKB tanılı kadınların OKB toplam puan ortalamaları (ort = 25.12) erkek OKB hastalarının ortalamalarından (ort = 21.47) anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Saǧlıklı kontrol grubunda ise cinsiyet bakımından Y-BOCS puanları arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Her iki grupta da aleksitimi toplam ve alt grup puanları arasında anlamlı farklılık saptanmamıştır. (p > 0.05). [Tablo 3]'te gösterilmiştir.
Tablo 3: OKB Tanılı Hastaların ve Sağlıklı Kontrollerin, Cinsiyetlerine Göre Klinik Ölçek Puanlarının Mann Whitney U Testi Bulguları

Click here to view


OKB tanılı bireylerin ve saǧlıklı kontrollerin çalışma durumlarına göre Toronto Aleksitimi Ölçeǧi duygu ifadesinde zorluk alt ölçeǧinden aldıkları ortalama puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur (p < 0.05). Çalışmayan OKB tanılı bireylerin ve saǧlıklı kontrollerin duygu ifadesinde zorluk ortalamaları puanları daha yüksek bulunmuştur. Her iki grupta da Toronto Aleksitimi Ölçeǧinin diǧer alt grup puanları ve Y-BOCS ortalama puanları arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p > 0.05) ve bulgular [Tablo 4]'te gösterilmiştir.
Tablo 4: OKB Tanılı Hastaların ve Sağlıklı Kontrollerin, Çalışma Durumlarına Göre Klinik Ölçek Puanlarının Mann Whitney U Testi Bulguları

Click here to view


OKB Tanılı Hastalarla Saǧlıklı Kontrollerin Aleksitimi Düzeyleri ile OKB Düzeyleri Arasındaki İlişkiler

OKB tanılı bireylerin semptom düzeyleri ile aleksitimi düzeyleri, duygu ifadesinde zorluk düzeyleri, duygu tanımlamada zorluk düzeyleri ve dışarıdan yönlendirilmiş düşünme düzeyleri arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Aynı şekilde saǧlıklı kontrol grubunda OKB düzeyleri ile aleksitimi düzeyleri, duygu ifadesinde zorluk düzeyleri, duygu tanımlamada zorluk düzeyleri ve dışarıdan yönlendirilmiş düşünme düzeyleri arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (p > 0.05).

OKB tanılı hastalar ve saǧlıklı kontrollerin Toronto Aleksitimi Ölçeǧinin alt ölçekleri arasındaki Pearson korelasyon analizi bulguları incelendiǧinde, OKB grubunda aleksitimi toplam puanı ile duygu ifadesinde zorluk ve duygu tanımada zorluk puanları arasında anlamlı düzeyde ilişki saptanmıştır. Saǧlıklı kontrol grubunda ise aleksitimi toplam puanı ile tüm alt gruplar arasında anlamlı düzeyde ilişki saptanmıştır (p < 0.05). Bulgular [Tablo 5]'te gösterilmiştir.
Tablo 5: OKB tanılı hastalarla sağlıklı kontrollerin klinik ölçek puanları arasındaki Pearson korelasyon analizi bulguları

Click here to view



  Tartışma Top


Bu çalışmada OKB hastaları ile saǧlıklı kontrol grubundaki bireylerin obsesif belirti düzeyleri ile sosyodemografik özellikleri ve aleksitimi düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadıǧı incelenmiştir.

Araştırmanın katılımcılarından OKB grubundaki bireylerin sayısı 40, saǧlıklı kontrol grubundaki bireylerin sayısı da 40 olmak üzere toplam örneklem sayısı 80 olarak belirlenmiştir. 40 OKB hastasının 25'i kadın, 15'i erkek; 40 saǧlıklı bireyin ise yine 25'i kadın, 15'i erkek olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle cinsiyet özelliǧi kapsamında bakıldıǧında kadın OKB hastalarının sayısı ile kadın saǧlıklı bireylerin sayısı arasında fark bulunmamıştır. Aynı şekilde erkek OKB hastalarının sayısı ile de erkek saǧlıklı bireylerin sayısı arasında hiçbir fark bulunmadıǧı için 2 grup karşılaştırılırken cinsiyet özelliǧi karıştırıcı bir faktör olmamıştır. OKB hastaları ve saǧlıklı bireylerin sahip olduǧu diǧer sosyodemografik özelliklere bakıldıǧında da aynı biçimde yaş, medeni durum, birlikte yaşam, çocuk sahibi olma durumu, eǧitim durumu ve gelir düzeyi deǧişkenlerinde de istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Cinsiyet faktöründe olduǧu gibi bu diǧer özelliklerin de karıştırıcı bir etki taşımadıǧı saptanmıştır ve bu durum çalışmamızın gücünü artırmaktadır.

Ancak, her iki grubunda şu anki çalışma durumlarına bakıldıǧında, saǧlıklı bireylerin çalışıyor olma düzeyi ile OKB'li bireylerin çalışıyor olma düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu sonuca göre saǧlıklı bireylerin şu anki çalışıyor olma oranı anlamlı bir şekilde OKB'li bireylere göre daha fazladır. OKB kronik gidişli, kişinin aile sosyal ve mesleki işlevselliǧini olumsuz etkileyen bir bozukluktur (Hollander & Benzaquen, 1996). Ülkemizde yapılan bir çalışmada obsesif kompulsif belirtilerin şiddeti ile yaşam kalitesi arasında ilişki olduǧu saǧlıklı kontrollere göre OKB tanılı bireylerde psikolojik ve sosyal alt gruplarda anlamlı düşüklük olduǧu saptanmıştır (Kıvırcık ve ark., 2005). Çalışmamızda OKB tanılı bireylerin saǧlıklı kontrollere göre çalışma oranının düşük olması literatür ile uyumlu olarak işlevsellik kaybından kaynaklı olduǧu düşünülebilir.

OKB tanılı hastalar ile saǧlıklı kontrol grubundaki bireylerin Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeǧi ve Semptom Listesi (Y-BOCS) ve Toronto Aleksitimi Ölçeǧi (TAÖ-20)'nden aldıǧı skorlar doǧrultusundaki OKB ve aleksitimi düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Bunun sonucunda OKB hastalarının aleksitimi düzeyleri saǧlıklı kontrol grubundaki bireylerin aleksitimi düzeylerinden anlamlı bir şekilde yüksek bulunmuştur.

Daeyoung ve arkadaşları tarafından OKB ve aleksitimi düzey ilişkisini araştıran bir çalışmada ise 45 OKB hastası ve 45 saǧlıklı birey katılmış ve bu katılımcıların OKB semptom şiddetlerine, aleksitimi, kaygı ve depresyon düzeyleri incelenmiştir. Sonucunda ise OKB hastalarının aleksitimi skorları saǧlıklı bireylere oranla anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Özellikle cinsel ve dini obsesyonlar ile aleksitimi düzeyi arasında özel ve belirli bir baǧ olduǧunu göstermesi bakımından önemlidir (Roh ve ark., 2011).

Carpenter ve Chung'un (2011), yaptıkları bir çalışmada, aleksitimi toplam ve alt grup puanlarının OKB grubunda saǧlıklı kontrollere göre anlamlı düzeyde yüksek olduǧu bulunmuştur. Ayrıca OKB grubunda aleksitiminin OKB semptom düzeyi ve semptom sayısı ile ilişkili olduǧunu belirtmişlerdir. De Berardis ve arkadaşlarının yapmış oldukları çalışmada, OKB'li bireylerde aleksitimi düzeyi yüksek olanlarda semptomların daha yüksek olduǧu ve aleksitiminin OKB'li bireylerde suicid düşünceleri ile ilişkili olduǧunu belirtmişlerdir (De Berardis ve ark., 2015). Çalışmamızda OKB grubunda saǧlıklı kontrollere göre aleksitimi düzeylerinin anlamlı düzeyde yüksek olması literatürü desteklemektedir.

Pozza ve ark. (2015), yaptıǧı başka bir araştırmada ise, İtalya'da yaşayan 425 kişilik bir topluluǧun hem aleksitimi düzeyleri hem OKB düzeyleri ölçülmüştür. Ölçeklerden elde edilen veriler sonucunda, toplam aleksitimi puanları ile toplam OKB puanları arasında anlamlı orta düzeyde korelasyon elde edilmiştir. Buna ek olarak, çalışmaya katılan bireylerin TAÖ-20'nin alt boyutlarından biri olan 'duyguyu tanımlamada güçlük' ve puanları ile toplam OKB puanları, istifleme ve kontrol etme OKB semptomlarının puanları arasında da anlamlı orta korelasyonlar elde edilmiştir. Son olarak da TAÖ-20'nin alt boyutlarından biri olan 'duyguyu ifadede zorluk' puanları ile OKB toplam puanları arasında yine anlamlı orta düzeyde korelasyon elde edilmiştir. Çalışmamızda OKB grubunda aleksitimik özellikler saǧlıklı kontrollere göre daha yüksek bulunsa da OKB grubunda OKB belirtilerinin düzeyi ile aleksitimi düzeyleri arasında literatürden farklı olarak anlamlı ilişki saptanmamıştır. Bu sonuç örneklem grubumuzun küçüklüǧü ile ilişkili olabilir.

OKB belirtilerinin ve aleksitimi düzeylerinin sosyodemografik özellikler açısından karşılaştırılmasına bakıldıǧında, OKB tanılı kadın hastaların OKB belirti düzeyleri erkek hastalarınınkinden anlamlı bir şekilde yüksek bulunurken, saǧlıklı kontrol grubundaki bireylerin OKB belirti düzeylerinin cinsiyete göre farklılaşmadıǧı tespit edilmiştir. OKB erişkinlerde cinsiyet farklılıkları konusunu deǧerlendiren çalışmalarda erişkinlerde kadınlarda daha sık olduǧunu belirtilmiştir. Ancak kadın erkek oranları arasında fark olmadıǧını da belirten çalışmalar da mevcuttur (Degonda ve ark., 1993; Deniz ve ark., 2005; Weisman ve ark., 1994).

OKB'de cinsiyet farklılıkları konusunu araştıran bir çalışmada OKB semptomlarının ve tedavi olma girişimlerinin erkek OKB hastalarında kadınlarınkine oranla daha yüksek bulunduǧunu belirtmişlerdir (Altıntaş & Özçürümez, 2015). Örneklemimizin küçük olması ve katılımcıların tek merkezden seçilmiş olmasının, sonuçlarımızın literatür ile uyumlu olmamasında etkili olabileceǧi düşünülmüştür. Aleksitimi düzeylerinin toplam puan ve alt gruplarına bakıldıǧında cinsiyete göre anlamlı bir fark bulunmamıştır.

OKB tanılı hastalar ile saǧlıklı bireylerin çalışma durumlarına göre Y-BOCS ve TAÖ-20 ölçeklerinden aldıkları puanlar incelendiǧinde, hem OKB hastalarında hem de saǧlıklı bireylerde TAÖ-20'nin alt boyutlarından biri olan duygu ifadesinde zorlukta anlamlılık bulunmuştur. Bu sonuca göre, çalışmayan bireylerin duygu ifadesinde zorluk düzeyleri hem OKB hastalarında hem de saǧlıklı bireylerde anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Aleksitimik bireyler incelendiǧinde kişiler arası ilişkilerinde yüzeyel olduǧu ancak sosyal yaşama kendi ruhsal gerçekliklerini yansıtmadan çatışmalardan kaçınarak uyum saǧladıkları belirtilmektedir (Özkorumak ve ark., 2006). Kişilerin duyguları tanımadaki güçlükleri arttıǧında, sosyal ortamlarda anksiyete ile zorluk yaşayabilirler. Sosyal hayatta yaşanan bu zorluklar kişilerin sosyal destek ortamlarından faydalanmalarında güçlükler yaratmaktadır (Hintistan ve ark., 2012; Karakaş ve ark., 2016). Hem saǧlıklı kontrolde hem de OKB grubunda duyguların ifadesinde zorluk düzeyleri ile çalışma durumu arasındaki ilişki aleksitiminin getirdiǧi sosyal uyum zorluklarıyla ilişkili olabilir. Ancak çalışan bireylerde yapılan araştırmalara bakıldıǧında Karlıdaǧ ve arkadaşları tarafından yüksek örneklem sayısına sahip bir çalışmada, katılımcıların mesleki ünvanları ve işlerinde çalışma süreleri ile aleksitimi düzeyleri arasında herhangi bir ilişki bulunamadıǧı belirtilmiştir (Karlıdaǧ ve ark., 2001).

Bu çalışma, OKB tanılı hastalar ile saǧlıklı bireyler arasındaki aleksitimi düzey farklılıklarının karşılaştırılması ve aralarındaki ilişkinin tespit edilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmamızda OKB grubunda çalışma oranın saǧlıklı kontrollere göre daha düşük olduǧu, obsesif belirtilerin ve aleksitimi toplam ve alt grup puanlarının daha yüksek olduǧu saptanmıştır. OKB tanılı kadınların belirti düzeyleri erkeklerden daha yüksek bulunmuştur. Hem OKB grubunda hem de saǧlıklı kontrol grubunda obsesif belirtilerin şiddeti ile aleksitimi puanları arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır.

Çalışmamızda verilerin tek bir merkezden toplanması ve örneklemin küçüklüǧü araştırmamızın kısıtlılıklarındandır. Daha geniş örnekleme sahip ve farklı tedavi kuruluşları ile ortak yapılacak çalışmaların yapılması tüm evreni yansıtabilmesi açısından önemlidir. Çalışmamız kesitsel olarak durumu tanımlaması kısıtlılıklarımızdandır. Prospektif izlem çalışmaları ile tanı ve tedavi sürecindeki deǧişim ve aleksitimi üzerindeki etkileri incelenebilir. Seçilen örneklemdeki iki grupta da kadın birey sayıları erkeklerin sayılarına oranla daha fazladır. Yapılacak gelecek çalışmalarda cinsiyet özelliklerine göre eşit daǧılım yapılması daha verimli sonuçların elde edilmesini saǧlayabilir.

Onam bilgisi: Bilgilendirilmiş onam formu imzalatılmıştır.

Etik kurul onayı: T.C Üsküdar Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurul Başkanlıǧı'nın 25/04/2018 tarih B.08.6.YÖK.2.ÜS.0.05.0.06/2018/588 sayılı etik kurul onayı mevcuttur.

Çıkar çatışması: Çıkar çatışması bulunmamaktadır.

Finansal destek: Finansal destek bulunmamaktadır.

Yazar katkı alanı ve oranı:

Umay Uslu (%40) 1-2-3-4-5-6-7-8

Habib Erensoy (%25) 1-2-3-5-6-7-8

Kumru Şenyaşar Meterelliyoz (%15) 6-7-8 Hasan Mervan Aytaç (%10) 6-7-8

Tonguç Demir Berkol (%10) 6-7-8

1. Araştırma ve/veya makalenin hipotezini veya fikrini oluşturmak

2. Sonuçlara ulaşılmasını saǧlayacak yöntemi tasarlamak

3. Araştırmanın/çalışmanın yürütülmesini organize etmek, ilerlemesini gözetmek ve sorumluluǧunu almak,

4. Hastaların takibi, ilgili biyolojik materyallerin toplanması, verilerin düzenlenmesi ve raporlanması, deneylerin yapılması için sorumluluk almak

5. Bulguların mantıklı bir şekilde deǧerlendirilerek sonuçlandırılmasında sorumluluk almak

6. Çalışma için gerekli kaynak taramasında sorumluluk almak

7. Çalışmanın tamamının ya da önemli bölümlerinin yazılmasında sorumluluk almak

8. Çalışmanın teslim edilmesinden önce, dil ve yazınsal düzeltmelerden baǧımsız olarak bilimsel anlamda çalışmayı yeniden deǧerlendirmek

-Bu makale aynı başlıklı yüksek lisans tezinden üretilmiştir.

-Bu çalışma 23. TPD Yıllık Toplantısı ve Klinik Eǧitim Sempozyumu'nda sözel bildiri olarak sunulmuştur.


  Kaynaklar Top
[32]



 
  References Top

1.
Altıntaş, E., & Özçürümez, G. (2015). Evaluation of Obsessive-Compulsive Disorder Patients According to Gender Differences. Çukurova Medical Journal, 40 (3), 409–417.  Back to cited text no. 1
    
2.
Association, A. P. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders. BMC Medicine, 17, 133–137.  Back to cited text no. 2
    
3.
Bagby, M. R., Parker, J. D. A., Taylor, G. J. (1994). The twenty-item Toronto Alexithymia Scale-I: Item selection and cross-validation of the factor structure. Journal of Psychosomatic Research, 38, 23-32.  Back to cited text no. 3
    
4.
Bagby, M. R., Taylor, G. J., Parker, J. D. A. (1994). The twenty-item Toronto Alexithymia Scale-II: Convergent, discriminant, and concurrent validity. Journal of Psychosomatic Research, 38, 33-40  Back to cited text no. 4
    
5.
Beck, A. T., Emery, G., & Greenberg, R. L. (1985). Anxious disorders and Phobias: A cognitive perspective. New York: Basic Book. Inc., Publishers.  Back to cited text no. 5
    
6.
Carpenter, L., & Chung, M. C. (2011). Childhood trauma in obsessive compulsive disorder: the roles of alexithymia and attachment. Psychology and Psychotherapy: Theory, Research and Practice, 84 (4), 367–388.  Back to cited text no. 6
    
7.
De Berardis, D., Campanella, D., Gambi, F., Sepede, G., Salini, G., Carano, A. (2005). Insight and alexithymia in adult outpatients with obsessive–compulsive disorder. European Archives of Psychiatry and Clinical Neuroscience, 255 (5), 350–358.  Back to cited text no. 7
    
8.
De Berardis, D., Serroni, N., Campanella, D., Rapini, G., Olivieri, L., Feliziani, B. (2015). Alexithymia, responsibility attitudes and suicide ideation among outpatients with obsessive-compulsive disorder: an exploratory study. Comprehensive Psychiatry, 58, 82–87.  Back to cited text no. 8
    
9.
Degonda, M., Wyss, M., & Angst, J. (1993). The Zurich Study: XVIII. Obsessive-compulsive disorders and syndromes in the general population. European Archives of Psychiatry and Clinical Neuroscience, 243 (1):16-22.  Back to cited text no. 9
    
10.
Deniz, F. (2005). Manisa il merkezinde obsesif kompulsif bozukluk yaygınlıǧının ve ilişkili etmenlerin belirlenmesi. Uzmanlık Tezi, Celal Bayar Üniversitesi, Manisa.  Back to cited text no. 10
    
11.
Fogley, R., Warman, D., & Lysaker, P. H. (2014). Alexithymia in schizophrenia: Associations with neurocognition and emotional distress. Psychiatry Research, 218 (1–2), 1–6.  Back to cited text no. 11
    
12.
Ghorbani, F., Khosravani, V., Bastan, F. S., & Ardakani, R. J. (2017). The alexithymia, emotion regulation, emotion regulation difficulties, positive and negative affects, and suicidal risk in alcohol-dependent outpatients. Psychiatry Research, 252, 223–230.  Back to cited text no. 12
    
13.
Goodman, W. K., Price, L. H., Rasmussen, S. A., Mazure, C., Fleischmann, R. L., Hill, C. L. (1989). The Yale-Brown obsessive compulsive scale: I. Development, use, and reliability. Archives of General Psychiatry, 46 (11), 1006–1011.  Back to cited text no. 13
    
14.
Grabe, H. J., Ruhrmann, S., Ettelt, S., Müller, A., Buhtz, F., Hochrein, A. (2006). Alexithymia in obsessive-compulsive disorder–results from a family study. Psychotherapy and Psychosomatics, 75 (5), 312–318.  Back to cited text no. 14
    
15.
Güleç, H., Köse, S., Yazıcı, M., Çıtak, S. (2009). Yirmi soruluk Toronto Aleksimi Ölçeǧi'nin Türkçe uyarlamasının geçerlik ve güvenirliǧinin incelenmesi. Journal of Clinical Psychopharmacology, 19 (3), 213–219.  Back to cited text no. 15
    
16.
Hintistan, S. (2012). Alexithymia. Gümüşhane University Journal of Health Sciences, 1, 333–346.  Back to cited text no. 16
    
17.
Hollander, E., Benzaquen, S. D. (1996). Is there a distinct OCD spectrum? CNS Spectrums, 1 (1), 17–26.  Back to cited text no. 17
    
18.
Karakaş, S. A. S. İ., Karabulutlu, E. Y., Akyıl, R. Ç., Erdem, N., & Turan, G. B. (2016). Hipertansiyon ve astım hastalarında aleksitimi ve sosyal desteǧin incelenmesi. Journal of Psychiatric Nursing, 7 (2), 68–74.  Back to cited text no. 18
    
19.
Karlıdaǧ, R., Ünal, S., Yoloǧlu, S. (2001). Hekimlerde tükenmişlik düzeylerinin aleksitimi düzeyleriyle ilişkisi. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 2 (3), 153–160.  Back to cited text no. 19
    
20.
Khosravani, V., Ardestani, M. S., Bastan, F. S., & Kamali, Z. (2017). The relationship between alexithymia and symptom dimensions in patients with obsessive-compulsive disorder. Journal of Obsessive-Compulsive and Related Disorders, 14, 127–133.  Back to cited text no. 20
    
21.
Kıvırcık, A., Alptekin, B. B., Akvardar, K., Y., & Kitiş, A. (2005). Obsesif kompulsif bozuklukta yaşam kalitesi: Bilişsel işlevler ve klinik bulgular ile ilişkisi. Türk Psikiyatri Dergisi, 16 (1), 13–19.  Back to cited text no. 21
    
22.
Koçak, R. (2002). Aleksitimi: Kuramsal Çerçeve Tedavi Yaklaşımları ve İlgili Araştırmalar. Ankara Üniversitesi Eǧitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 35 (1), 183–212.  Back to cited text no. 22
    
23.
Kring, A. M., Sloan, D. M. (2009). Emotion regulation and psychopathology: A transdiagnostic approach to etiology and treatment. Guilford Press.  Back to cited text no. 23
    
24.
Özkorumak, E., Güleç, H., Köse, S., Borckardt, J., Sayar, K. (2006). Depresyon Hastalarında Tıp Dışı Yardım Arama Davranışı: Aleksitimi Bir Etken Olabilir mi? Klinik Psikiyatri, 9 (4), 161–169.  Back to cited text no. 24
    
25.
Pozza, A., Giaquinta, N., & Dèttore, D. (2015). The contribution of alexithymia to obsessive-compulsive disorder symptoms dimensions: an investigation in a large community sample in Italy. Psychiatry Journal.  Back to cited text no. 25
    
26.
Roh, D., Kim, W.-J., & Kim, C.-H. (2011). Alexithymia in obsessive-compulsive disorder: clinical correlates and symptom dimensions. The Journal of Nervous and Mental Disease, 199 (9), 690–695.  Back to cited text no. 26
    
27.
Sifneos, PE. (1988). Alexithymia and its relationship to hemispheric specialization, affect, and creativity. Psychiatric Clinics, 11 (3), 287–292.  Back to cited text no. 27
    
28.
Sifneos, Peter E, Apfel-Savitz, R., & Frankel, F. H. (1977). The phenomenon of 'alexithymia.' Psychotherapy and Psychosomatics, 28 (1–4), 47–57.  Back to cited text no. 28
    
29.
Tabachnick, B., & Fidell, L. (2013). Using Multivariate Statistics, 6th International edition (cover) edn. Boston.  Back to cited text no. 29
    
30.
Taylor, G. J., Ryan, D., & Bagby, M. (1985). Toward the development of a new self-report alexithymia scale. Psychotherapy and Psychosomatics, 44 (4), 191–199.  Back to cited text no. 30
    
31.
Tek, C., Uluǧ, B., Rezaki, B. G., Tanriverdi, N., Mercan, S., Demir, B. et. al. (1995). Yale-Brown Obsessive Compulsive Scale and US National Institute of Mental Health Global Obsessive Compulsive Scale in Turkish: reliability and validity. Acta Psychiatrica Scandinavica, 91 (6), 410–413.  Back to cited text no. 31
    
32.
Weisman, M. M., Bland, R. C., Canino, G. J., Greenwald, S., Hwu, H.-G., Lee, C. K. et. al. (1994). The cross national epidemiology of obsessive-compulsive disorder. Journal of Clinical Psychiatry, 55 (3), 5–10.  Back to cited text no. 32
    



 
 
    Tables

  [Table 1], [Table 2], [Table 3], [Table 4], [Table 5]



 

Top
 
 
  Search
 
Similar in PUBMED
   Search Pubmed for
   Search in Google Scholar for
 Related articles
Access Statistics
Email Alert *
Add to My List *
* Registration required (free)

 
  In this article
Abstract
Giriş
Yöntem
Bulgular
Tartışma
Kaynaklar
References
Article Tables

 Article Access Statistics
    Viewed290    
    Printed14    
    Emailed0    
    PDF Downloaded66    
    Comments [Add]    

Recommend this journal


[TAG2]
[TAG3]
[TAG4]